U-30 Tuncer Şengöz - 15 May 2008 18:03 -

u30_150508.jpg

Türk Telekom’un işleme başlamasıyla İMKB’de işlem hacmi bugün ciddi bir artışla 2,041K olarak gerçekleşti. (TTKOM: 841 K) U-30 %0.39, U-50 %0.38 ve U-100 %0.23 yükselirken, U-50′ye dahil hisse senetlerinden 16’sı değer kazandı, 11′inin değeri değişmedi, 23′ü değer yitirdi.

U-30 bugün alçalan kanal üst bandının geçtiği 52,700 seviyesini denedi. Bu seviye aynı zamanda önceki dibin yatay direnci ve 100 saatlik ortalamanın geçtiği bölge. Endeks 50,900′daki dipten bu seviyeye itkisel bir kalıpla geldi. Mevcut görüntü iki farklı sayım yapmayı mümkün kılıyor: İlk sayım, şimdiye kadar tercih ettiğimiz, yeni bir zigzag ralli öngören alternatifi gösteriyor. (mavi renkli sayım) Bu alternatife göre, yeni zigzag rallinin ilk itkisel dalgaları oluşuyor. İkinci sayım ise itkisel bir düşüş dalgası içinde [iv] no’lu dalganın ilerlediğini öngören alternatif (kırmızı renkli sayım). Bu alternatife göre, iki gündür ilerleyen itkisel yükseliş, genişleyen yassı kalıpta oluşan [iv].c olarak etiketlenecek dalga.

İki alternatiften hangisinin ilerlediğini, önümüzdeki seanslarda 52,800 direncinin kırılıp kırılamaması belirleyecek. Bu direnç kırılabilirse, geri çekilmenin zigzag kalıpta oluştuğunu düşünmek için nedenler artacak. Direnç kırılamazsa, bu kez de geri çekilmede 51,600-51,700 bölgesi önem kazanacak. Bu bölge aşağıya geçilirse, 50,900 dibinin test edilmesi gündeme gelecek.

U-30′un kararsız hareketinde oluşan dalgalar, her iki yöne doğru da yönelme ihtimalini açık tutuyor. Bu kararsız hareketin sonlarına yaklaşıldı. 52,800 geçilebilirse, düzeltmenin bir süre daha devam etme ihtimali artacak. 50,900′ün kırılması ise 47,700 dibinin test edilmesi ihtimalini kuvvetlendirecek. Saatlik MACD 0 seviyesinde, ortalamalar toplanıyor. Karar aşamasına yaklaşıyoruz.

Tarih ve Sosyonomi Tuncer Şengöz - 15 May 2008 15:33 -
Boğa piyasaları bir ‘endişe duvarı’nı tırmanarak ilerler. Duvar aşıldığında, artık endişe yoktur, sadece iyimserlik vardır. Şu veya bu şekilde, doruğa çıkan piyasa psikolojisi, sıradan ya da profesyonel, herkesi tuzağa düşürür. Oluşumu ustaca ve içseldir. Piyasa oyuncularının çoğu, bir piyasada psikolojinin nasıl ilerlediğini anladıklarını söyleseler de, pek çok durumda bildiklerini iddia ettikleri şeye karşı durmayı beceremezler. Siz de deneyimlerinizle yaşamadan ve piyasa psikolojisinin ayıdan boğaya, sonra tekrar ayıya doğru nasıl ilerlediğini duygusal hafızanıza kazımadan bu genellemenin bir istisnası olamazsınız. Bu şekilde davranmadıkça, iddia ettiğiniz bilginiz, bireysel yanı en gelişmiş insanın üstünde bile etkili olan sosyal psikolojinin şiddetli gücü karşısında etkisiz kalacaktır. Sadece, piyasa hareketleri ile ilişkili insan davranışlarının doğasının doğru anlaşılması, duygusal olarak aşırı yüklendiğiniz zamanlarda, doğru değerlendirmeler yapmanızı ve bununla mücadele etmenizi sağlayabilir.” (Robert R. Prechter, At the Crest of the Tidal Wave, S.161)

Hisse senedi piyasası ile popüler davranış trendlerinin beraber değerlendirilmesi, hisse senedi fiyatlarındaki değişimin, en büyük ölçekte yatırım çevrelerini de içeren toplumun duygusal değişiminin doğrudan bir sonucu olduğu düşüncesini destekler.” (Robert R. Prechter, Pioneering Studies in Socionomics, S.3)

dji66-87.jpg

Dow Jones Sanayi Endeksi’nin 1932 yazında başlayan yükselişi, 1966 Şubat’ında sona ermişti. Bu tarihte başlayan düzeltmenin üst sınırı olan ve Magic 1000 olarak bilinen bu ünlü direncin geçilebilmesi için yatırımcıların tam 17 yıl beklemesi gerekecekti. 1983 yılının ilk günlerinde bu direnç geçildikten sonra, yaklaşık bir yıllık bir kısa geri dönüş çabası yaşanacak, bu geri dönüş çabasını da 1987 sonundaki mini çöküşe kadar ilerleyecek 4 yıllık bir yükseliş dalgası izleyecekti.

Grafiğe sadece fiyat çubukları ile bakıldığında, Elliott’ın genişleyen üçgen olarak tanımladığı bir düzeltme dalgasını ve daha sonraki yıllarda, 2000 yılının bahar aylarında oluşacak manik zirveye kadar ilerleyecek bir itkisel yükselişin ilk dalgalarını kolayca tespit etmek mümkün. Peki ya bu dalgaların arkaplanında olup bitenler? Gelin, önce bugün artık unutulmaya yüz tutmuş 1970′lere, sonra da müthiş bir iyimserlikle oluşan ara zirvenin görüldüğü 1987 sonuna kadar geçen döneme biraz daha dikkatli bakalım. Acaba fiyat grafikleri üzerine gölgesi düşen kitlesel psikolojinin, diğer insan etkinliklerindeki yansımaları nasılmış?

Bu çalışmada dikkatimizi tipik özellikler gösteren iki döneme çevireceğiz: Ayı piyasasının son düşüş dalgasının ilerlediği 1973-74 ve boğa piyasasının en kuvvetli dalgası olan (3)’ün ilerlediği 1983-87 yıllarına.

Son Düşüş Dalgası

1973 yılının ilk günlerinde bir kez daha denenen Magic 1000, bu denemede de kırılamaz ve önce 1973 ortalarına kadar bir düşüş, sonra da yıl sonunda ilerleyen bir tepki yükselişi yaşanır. Tüm düzeltmeyi bitirecek olan panik tüm 1974 yılına yayılarak ilerler. Bu düşüş uzun hafta çubuklarıyla, grafik üzerinde fiyat boşlukları bırakarak yılın son günlerinde görülen 570′e kadar ulaşır. Dow Jones Sanayi Endeksi, 1973-74 arasındaki iki yıl içinde hemen hemen yarılanmıştır.

dji72-74.jpg

Karabasan Yılları - I (1973)

ts189_3.jpg

1960 yılında başlayan Vietnam macerası, 1967′de 565,000′e kadar çıkan asker sayısının, 1972 yılında 20,000′e indirilmesi ve 1973 yılında Kongre’nin savaşa desteğini kesmesiyle sona erer. Geçen on yıl boyunca ABD Vietnam’a 3 Milyona yakın asker göndermiş, bunlardan 51,000′i ölmüş, 1,400′ü kaybolmuş, 270,000′i de yaralanmıştır. II. Dünya savaşından iki süper güçten biri olarak çıkan ABD, Asya’nın yıllardır Fransız sömürgesi ve Japon işgali altında ezilmiş ve geri kalmış bir tarım toplumu karşısında büyük bir yenilgiye uğramıştır. Büyük bir hayal kırıklığı ve toplumsal travma yaşanmaktadır. Bir tarafta savaş karşıtı pasifist hippi hareketi, diğer tarafta Vietnam’dan dönenlerin yaşadığı psikolojik sorunlar, bir de bunlara eklenen ekonomik istikrarsızlık ve enflasyonla ABD, tarihinin en zor günlerinden geçmektedir. 1973 yılı, sadece ABD’nin Vietnam’dan çekilmesiyle değil, daha sonraki yıllara damgasını vuracak iki önemli olayla daha anılacaktır. Şili’de seçimlerle iktidara gelen Salvador Allende, bir darbe ile öldürülür ve yönetimden uzaklaştırılır. İktidara General Pinochet el koyar. 6 Ekim 1973′te Mısır ve Suriye, Yahudi bayramı olan Yom Kippur’da İsrail’e saldırır. Bu şok saldırının ilk günlerinde Suriye ordusu Golan tepelerini, Mısır ordusu da Süveyş kanalını geçerek İsrail yerleşimlerini ele geçirir. Ancak Araplar’ın zaferi kısa sürer. İsrail bu saldırıya hemen cevap verir ve önce Suriye kuşatmasını yarar, sonra da Süveyş kanalında Mısır 3. Ordu’sunu teslim alır. 22 Ekim günü Araplar ateşkes isterler. Aynı yıl İngiltere, Kuzey İrlanda’da artan gerginlik nedeniyle İrlanda’da kontrolü ele alır. Bombalar patlamakta, terör tırmanmaktadır.

Depresif ruh hali ve arayışlar kendisini popüler davranış biçimlerinde de güçlü bir şekilde hissettirmektedir. 1973 yılının en çok izlenen filmleri listesinin başında bir felaket filmi olan Poseidon Macerası yer almaktadır. Bu filmde kazaya uğrayan bir gemiden insanlar umutsuzca kaçmaya çalışmaktadırlar.

ts189_4.jpg

Yılın en çok izlenen diğer filmleri, Roger Moore’lu James Bond filmi Live and Let Die, Steve Mc Queen-Ali Mc Graw ikilisinin oynadığı The Getaway (Kaçış) ve Marlon Brando’nun oyunculuğunun zirvelerine çıktığı Paris’te Son Tango’dur. Bu filmde Brando’nun Maria Schneider’le seviştiği sahneler, muhafazakar çevrelerden büyük tepki görür ve pornografik bulunur. Tabuları yerle bir eden bir filmdir Paris’te Son Tango. 1973′ün dikkat çekici bir başka filmi, bir rock-opera olan Jesus Christ Superstar’dır. Bu filmde İsa’nın hayatından bölümler, modern zamanlara uyarlanmıştır.

Kitlesel ruh halinin benzer yansımalarını 1973′ün en çok okunan kitaplarında da görmek mümkündür. Türkçe’ye Martı adıyla çevrilen, Richard Bach’ın Jonathan Livingstone Seagull’ı 1973′ün en çok okunan kitabıdır. Bu kitapta yaşamın daha derin bir anlamının arayışı içindeki bir martı anlatılır. Bu martı romanda, kendi arayışları içinde sürüsünden ayrılmak zorunda kalacaktır. Bir diğer en çok okunan kitap, bilim kurgu yazarı Kurt Vonnegut’a aittir: Şampiyonların Kahvaltısı. Bu romanda Vonnegut, “çağdaş insanın içinde bulunduğu dehşet verici ve anlamsız koşulları” hicveder. 1973 yılının en çok okunan diğer kitapları The Living Bible (Yaşayan İncil) ve Flora Scheiber’in Sybill’idir. Sybill’de Scheiber, çocukluğunda tacize uğrayan bir kadının çok kişilikli yaşamını anlatır. Bir diğer kitap, How To be Your Own Best Friend’tir (Nasıl kendinizin en iyi arkadaşı olursunuz?) Bu kitap bize çocukluktan vazgeçip, olgunluğu öğrenerek ayaklarımızın üstünde durmamız gerektiğini öğütlemektedir.

Televizyon programlarındaki durum da farklı değildir. En çok izlenenler listesinin başında yer alan All in the Family (Ailedeki Herşey) mavi yakalı bir çalışan olan Archie Bunker’ın etrafında geçer. Dizi, gerçeklikten naif bir kaçış değil, bir sorgulama üzerine oturtulmuştur. Dizide politik sorgulamalar, liberal-muhafazakar çatışmaları ele alınır. All in the Family tutunca çevrilen Stanford and Son (Stanford ve Oğlu) hemen hemen aynı kurgu üzerine tasarlanmıştır; Nesil çatışmaları ve değişen politik ortam anlatılır bu dizide de. The Waltons isimli dizi ise, Türkiye’de de çok tutan Küçük Ev benzeri bir dizidir. Olaylar kalabalık ve yoksul bir köylü ailesinin etrafında geçer. Walton’ların pek bir şeyi yoktur, ancak her bölümde sevginin en yüce değer olduğu teması işlenir.

Popüler kültürün bir diğer alanı olan pop müzikte ise hala öfkeli Rock rüzgarları esmektedir. Boğa piyasası başlayana kadar zirveden inmeyecek olan Pink Floyd’un Dark Side of the Moon albümü 1973 yılında piyasaya sürülür. Bu albümde Pink Floyd geleneksel ahlakı ve anlayışı yerden yere vurur. Breathe (Nefes) ve Time (Zaman)’da ömrümüzü anlamsız gayretler ve koşuşturmalarla boşa geçirdiğimizi, Money (Para)’da paranın bir suç olduğunu, Us and Them (Biz ve Onlar)’da bizim savaşlarda boşuna öldüğümüzü, Brain damage (Beyin Hasarı)’nda boşuna çığlıklar attığımızı, bizi kimsenin duymadığını, Eclipse (Tutulma)’da ise yaptığımız herşeyin güneş altında uyumlu gibi göründüğünü, oysa küçücük ayın güneşi gizleyebileceğini anlatır. Rock müziğinin başyapıtları bu yıl sahne alırken, Pop müzik alanında klasikleşecek hemen hemen hiç bir parçanın yapılmadığını da notlarımıza ekleyelim. 1973 yılında dans etmek, eğlenmek, neşelenmek iyice gözden düşmüş görünmektedir.

Karabasan Yılları -II (1974)

1974 yılı, borsada daha derin bir düşüşün yaşandığı bir yıl oldu. Hemen hemen tüm yıl düşüşle geçilirken, popüler kültür trendlerindeki depresif etkiler daha da derinleşti.

1974 yılının en çok izlenen filmi, The Exorcist (Şeytan) oldu. Bu film, yıllarca sinema tarihinin en korkunç filmi olarak değerlendirildi. Şüphesiz ki borsa endeksi son 15 yılın en düşük seviyelerine panik satışlarla gerilerken bu filmin en çok izlenen film olması bir tesadüf değildi.

ts189_5.jpg

1974 yılı The Exorcist benzeri filmler izlenerek geçirilirken, en çok okunan kitaplar listesinin başında da The Jaws vardı. Daha sonra Steven Spielberg’e esin kaynağı olacak The Jaws, bir köpekbalığının vahşetini anlatıyordu. En çok okunan kitaplar listesinde yer alan bir başka kitap, bugün en yaygın stoğu olan kitapçıdan bile temin etmek mümkün olmayan You Can Profit From a Monetary Crisis (Parasal bir Krizden Karlı Çıkabilirsiniz) isimli kitaptı. Kitabın zamanlaması gerçekten müthişti; Tam 10 yıllık ayı piyasasının en derin dibi görülürken! Aynı yıl Charles Berlitz’in The Bermuda Triangle (Bermuda Şeytan Üçgeni) en çok okunanlar listesine girdi. Bu kitapta uçak ve gemilerin kaybolduğu Bermuda adaları konu alınıyor, kitap bilinmeyen Atlantis kıtasına kadar uzanıyordu. Carlos Castaneda’nın Tales of Power (Erk Öyküleri) kitabı büyü, büyücülük, bilinmeyenler ve metafizik üzerine idi. Bilinmeyene, büyücülüğe, vahşete ve korkuya eğilim popüler kültürün her alanında baskındı 1974 yılında. O yılın en çok okunanları içindeki üç kitabı ise özellikle ayırmak gerekiyor.

69 yaşında yazdığı ilk kitabı olan I Heard the Owl Call My Name (Baykuşun Adımı Söylediğini Duydum)’da Margaret Craven, ölümcül bir hastalığa yakalanıp, son üç yılını geçirmek üzere bir Kızılderili köyüne atanan genç bir rahibin öyküsünü anlatır. Burada Kızılderilileri tanıyan rahip, beyazların kurduğu düzeni lanetler ve yerlilere hak verir.

The Dogs of War (Savaş Köpekleri)’nin konusu ise değerli platin mineralleri olan bir Afrika ülkesinde mevcut yönetimin bir darbe ile devrilmesi ve yerine kurulan kukla bir yönetimle madenlere el konmasıdır. Frederick Forsyth Savaş Köpekleri’nde parası ve gücü olanın her türlü kötülüğü yapabileceğini anlatır bize.

1974 yılının en çok okunan kitabı All the President’s Men (Başkanın Bütün Adamları) ise iki gazetecinin yazdığı, Watergate skandalını ortaya çıkartan kitaptır. Skandalın patlak vermesiyle Başkan Nixon istifa etmek zorunda kalır. 1974′ün diğer önemli olayları ise Federal Almanya Şansölyesi Willy Brandt’ın istifası, Portekiz’de askeri darbe, Kıbrıs’ta Nikos Sampson’un darbesi ve Türkiye’nin askeri müdahalesi ile Hindistan’ın yeraltı nükleer bomba denemesiydi.

Depresif dalga, etkilerini dünyanın bütün coğrafyalarında gösteriyordu: Darbeler, istifalar, yerel çatışmalar, uzlaşmazlıklar, korku filmleri ve dehşet romanları, tabuları sarsan filmler, geleneksel anlayışı yerden yere vuran şarkılar ve borsalarda panik satışlarla ilerleyen son düşüş dalgaları.

Bu depresif ortamın sinyalleri ise yıllarca önce, henüz neşeli Rock’n Roll Çağı zirvelerdeyken, uzlaşmazlıklar zirveye tırmanmamışken, ekonomilerin motoru tıkır tıkır işlerken, sinemalarda romantik komediler izlenir, aşk romanları okunurken başlayan ilk borsa düşüşleri ile gelmişti.

Yeni Zirvelere Doğru

dji77-87.jpg

1973-74′ün karamsar dünyasından yaklaşık 10 sene sonrasına geldiğimizde, 70′lerde henüz hiç bir emaresi görünmeyen yükseliş dalgasının yıllarca geçilemeyen Magic 1000′i kırarak yeni zirvelere yöneldiğini görüyoruz. Hazırlık dalgaları 1974 yılında görülen diple, 1981′e kadar geçen 7 sene içinde tamamlanan yükseliş dalgası, 1983′ten itibaren çoşkunlaşmaya başlar ve dikleşen bir trend açısı oluşturur. 1987 yılının son günlerinde yaşanacak paniğe kadar ilerleyen bu yükseliş dalgasının hangi kitlesel ruh hali değişimlerinin sonucu olduğunu görebilmek içinse, 1983-87 arasındaki popüler kültür trendlerine bakmak yeterli olacak.

Beat It (Yen onu) - I (1983)

ts189_7.jpg

“Ona sen iyisi mi buralarda fazla görünme dediler/ Yüzünü görmek istemiyoruz, Toz olsan iyi olur/ Gözlerindeki ve sözlerindeki ateş çok açıktı/ Öyleyse yen onları/ İyisi mi sen ikile, elinden geleni ardına koyma/ Kan görmek istemiyorum, Maço olmana da gerek yok/ Sıkı dur yeter, bir de elinden geleni yap/ Öyleyse yen onları, ama kötü olmak isteyeceksin/ Kimse yenilmek istemez/ Kavganın ne kadar kıvrak ve güçlü olduğunu göster onlara/ Kim haklı kim haksız farketmez/ Öyleyse yen onları”

1983 yılı, Magic 1000 direncinin üzerine doğru bir borsa yükselişi ile başlarken daha önce kardeşleri ile beraber kurduğu Jackson5 grubunda solistlik yapan Michael Jackson, düzleştirilmiş saçları, beyazlatılmış (ve ilerideki yıllarda daha da beyazlatılacak) derisi, estetik ameliyatla beyazlara benzetilmiş burnu ve kıvrak danslarıyla sahne almaya başladı. “Yen Onları” diye haykırıyordu Michael Jackson: “Kimse yenilmek istemez”. “Kim haklı, kim haksız, farketmez.” Michael Jackson kısa zamanda listelerde 1 numaraya yükseliyordu. Avustralya’lı grup Men At Work’ün Down Under’la listeleri salladığı bir ortamda Pop Müzik yeni bir ivme kazanmıştı. David Bowie Let’s Dance (Haydi dansedelim), Irene Cara ünlü film müziği Flashdance … What a Feeling (Flashdance … Müthiş bir duygu) ile çok satanlar listesinde tırmanışa geçmişti. Çok satanlar listesinde yer alan bir başka parça, Eurythmics’in Sweet Dreams (Tatlı Rüyalar)’ıydı. Artık karabasanlar geride kalmıştı. Şimdi tatlı rüyalar zamanıydı. Soğuk Savaş yıllarının Sovyet lideri Leonid Brejnev ölmüş, İsrail Lübnan’ı işgal etmiş, İngiltere Arjantin’i Falkland Savaşı’nda yenilgiye uğratmıştı.

Çok okunanlar listesinde John Naisbitt Megatrendler’le zirveye oturmuş, ütopik bir geleceği müjdelerken, Tom Peters In Search of Excellence (Mükemmelliğin Arayışı) ile yeni açılımlara dikkat çeker gibiydi. Sinema salonları Flashdance filmiyle dolup taşıyor, TV’de artık yoksul köylü ailelerini anlatan diziler yerine Dallas, Dynasty (Hanedan), Hotel gibi varlıklı ailelerin öyküleri izleniyordu. Amerikalı prototipi değişmeye başlamıştı. 1960′ların çiçek çocuklarının, 1970′lerin protest gençliğinin kimse yüzüne bile bakmıyordu. Kitap dünyasında Pet Semetary (Hayvan Mezarlığı) ve Christine ile Stephen King, Hollywood’da ise 3 boyutlu Jaws kötümserliğin henüz tamamen sona ermediğini gösterse de ABD büyük bir değişimin sinyallerini veriyordu.

Ronald Reagan, Beat It (Yen Onu) şarkısı ile dans eden Amerikan halkına, fazla eğilip bükülmeden izlenecek bir dış politika sözü vererek Başkanlık koltuğuna oturmuştu.

Beat It (Yen onu) - II (1984)

1984 yılı, Indira Gandhi’nin öldürüldüğü ve AIDS hastalığının boy gösterdiği bir yıl oldu. O yıl, İngiltere ve Çin, Hong Kong anlaşmazlığını çözdüler. Rock müziğin iki büyük grubunun hayranları, o yıl satın aldıkları 90125 ve 1984 albümlerinde sürprizlerle karşılaştılar. Progressive Rock’ın en güçlü gruplarından Yes, 90125 albümünde eski “uçuk” tarzını terketmiş, disko ritmli Owner of a Lonely Heart (Yalnız Kalbin Sahibi) ile hayranlarının karşısına çıkmıştı. Rock’ın en gürültücü gruplarından Van Halen’ın 1984 albümü ise Heavy Metal hayranlarının pek alışık olmadığı klavyeli çalgılarla bezenmiş Jump (Zıpla) şarkısı ile başlıyordu. Her iki şarkı da kısa zamanda liste başı oldu. Lionell Richie Hello ile Cindy Lauper Time After Time (Zaman zaman) ile listelere giren diğer iki şarkıcıydı. Hollywood’da korku filmleri furyası çok gerilerde kalmış, izleyenleri gülmekten kırıp geçiren Beverly Hills Cop ve Police Academy ile Hippy’lerin çocukları, anne babalarını gösterilerde gözaltına alan polislerle dalga geçiyordu. Bir de hayaletleri konu alan film zirve başı olmuştu: Ghostbusters (Hayalet Avcıları). Bu filmde hayaletler insanları korkutmaktan çok uzaktı. İtfaiyeci kılıklı hayalet avcıları onları kıskıvrak yakalıyorlardı. Çok satan kitaplar listesinde Leo Buscaglia, Türkçe’ye Sevme Sanatı adıyla çevrilen Loving Each Other (Birbirimizi Sevmek) kitabıyla bir numaraya oturmuştu. Stephen King ise okunmaya devam ediyordu. Dallas ve Dynasty furyası devam ederken bir dizi daha izlenme rekorları kırmaya başladı. The Cosby Show, eğitimli ve varlıklı bir zenci ailesini konu alıyordu. Aile tüm sorunlarını kavgaya gürültüye mahal vermeden çözüyor, siyahları görmeye pek alışkın olmadığımız lüks bir konutta yaşıyor ve bol bol eğleniyorlardı. 1984 borsa için küçük bir düzeltme yılı oldu.

Ancak 1984′ü ilginç kılan başka bir özellik daha vardı. George Orwell 1948 yılında yazdığı karşıt ütopya başyapıtı 1984 isimli kitabında baskıcı ve savaşlarla dolu bir dünyayı anlatmıştı. 1970′lerden bakıldığında 1984 yılının tam da Orwell’in öngördüğü gibi olacağına inanan insan sayısı oldukça fazlaydı. Oysa 1984 hiç de tahmin edildiği gibi bir yıl olmadı. Çatışmalar, anlaşmazlıklar azaldı, ekonomiler yeniden rayına oturdu. Nükleer felaket korkuları yatıştı. Ancak çok daha sürpriz gelişmeler hemen kapıdaydı ve sadece bir kaç yıl içinde başlayacak ve Soğuk Savaş’ın diğer cephesi olan Sovyet Bloku’nu yerle bir edecek olan bir kasırgayı 1984 yılında bile öngörmek kolay değildi. İyimserlik rüzgarları, o günlerde olduğundan bile güçlü esmeye adaydı ve bunu o günlerde bile öngörebilen insan sayısı yok denecek kadar azdı.

Beat It (Yen onu) - III (1985)

ts189_8.jpg

1985 yılı iki önemli gelişmeye sahne oldu: Sovyetler Birliği Komünist Parti Genel Sekreterliği’ne Gorbachov getirildi ve Başkan Ronald Reagan yeni bir vergi programı uygulayacağını duyurdu. Vergi sistemi basitleştirilmiş, vergilerde indirime gidilmişti. O yıl ABD, 1914′den beri ilk kez borç veren bir ülke olmaktan çıkıyor, borç alan bir ülke konumuna geliyordu. 1985′i takip eden 20 yıl içinde ABD tüm zamanların rekorunu kıracak, dünyanın en borçlu ülkesi haline gelecekti. Ancak o günlerde bu kimsenin umurunda değildi. Polis komedileri izlenmeye devam ediyor, çok tutan Beverly Hills Cop ve Police Academy’nin yeni bölümleri çekiliyordu. 1985′in en çok seyredilen bir başka filmi Back to the Future (Geleceğe Yolculuk) idi. O yıl pek çok sanatçı bir araya gelerek Afrika’ya yardım kampanyası düzenledi. We are the World (Biz Dünyayız), o yılın en çok dinlenen şarkısı oldu. Eski rocker’lardan Foreigner, bir kilise korosu eşliğinde soft ritmli I wanna know what love is (Aşkın ne olduğunu öğrenmek istiyorum) ile Wham Careless Whisper ile romantik rüzgarlar estirdiler. Yükseliş dalgasına damgasını vuracak olan başka bir sanatçı da o yıl ön almaya başladı: Madonna Crazy For You (Senin için çıldırıyorum) ile listelerde başa güreşti. Kitap dünyasında Priscilla Presley Elvis and Me (Elvis ve Ben) ile anılarını anlatırken, Robert Schullar The Be - Happy Attitudes (Mutlu Davranışlar) ile İncil’e göndermeler yaparak, insanlara nasıl mutlu olunacağını öğretti.

O yılın en çok satanlarından Sidney Sheldon’ın If Tomorrow Comes (Yarın Gelirse) kitabı ise değişen Amerikan özgüvenini ifade etmesi bakımından ilginçti. Bu romanda kriminal bir yaşamı olan orta sınıf kadını Tracy Whitman’ın öyküsü anlatılıyordu. Whitman, suçsuz yere hapse girer, ancak kaderine boyun eğmez, hapisten kaçar ve sadece intikam almakla kalmaz, büyük işlere de girişir. Bu “küçük insanların büyük işler becerebileceği” teması, daha sonraki yıllar boyunca defalarca işlenecek, Amerikan insanı için değişmez bir yol gösterici olacaktı. 1985 yılında Stephen King’in Skeleton Crew (İskelet Tayfa) ile okunmaya devam ettiğini görüyoruz.

TV dizilerinde ise Dallas ve Dynasty yavaş yavaş gözden düşerken, iki yeni dizi yükselmeye başlıyor. Family Ties (Aile Bağları) 1980′lerin aile komedilerinin ilk örneklerinden biri ve 1960′ların Çiçek Çocuğu anne baba ile 1980′lerin muhafazakar çocukları arasındaki ilişkileri anlatıyor. İntihar, ırkçılık ve uyuşturucu kullanımı gibi konuları ele alan dizide algı değişimi artık çok açık. Cheers (Neşe) ise bir barda geçen sade suya tirit, suya sabuna dokunmayan bir eğlencelik. Bu arkaplanda 1985 borsa için çok ciddi getiriler sağlayan kuvvetli bir yükseliş yılı oluyor.

Beat It (Yen onu) - IV (1986)
ts189_9.jpg

1986 yılı dramatik iki gelişmeye sahne olur. İçinde sivil astronotların da olduğu Uzay mekiği Challenger, fırlatıldıktan kısa bir süre sonra patlar. Bu kaza, uzay araştırmalarına gelecekte ayrılacak bütçelerin de kısılmasına neden olacaktır. Bir diğer kötü haber, Ukrayna’dan gelir. Çernobil’deki bir nükleer santralde meydana gelen patlama, büyük bir felakete yol açar. O yıl, Portekiz ve İspanya Avrupa Birliği’ne katılır, Filipinler’de diktatör Marcos ülkeyi terketmek zorunda kalır. ABD uçakları Libya’nın Trablus şehrini vurur.

O yıllarda kitap dünyasında yeni bir furya başlar. Tom Clancynin yazdığı Red Storm Rising (Kızıl Kasırga Yükseliyor)’un konusu NATO ile Sovyet Bloku arasında yaşanacak olan III. Dünya Savaşı’dır. Batı ile Doğu Blokları arasında savaşları, casus öykülerini, komploları anlatan romanlarda bu dönem bir patlama yaşanır ve Sovyet korkusu bu dönemde iyice zirveye yükselir. (Çok kısa bir süre içinde Sovyet Bloku’nun, hem de bir savaş ya da çatışma olmaksızın tuzla buz olacağını hala kimse öngörememektedir.) Clancy kitapları peynir ekmek gibi satar, aynı 1974′de Parasal bir Krizden Nasıl Karlı Çıkarsınız kitabı gibi. Bir diğer çok okunan kitap, Jackie Collins’in Hollywood Husbands (Hollywood Kocaları) kitabı olur. Kızılderili köylerine giden protest papazlara, ya da fakir ama mutlu köylü ailelerine artık kimse ilgi göstermez, gösterişli yaşamlara ilgi devam etmektedir. Pop Müzikte ve sinemada büyük eserler devri ise çoktan kapanmıştır. Sıradan filmler, sıradan pop müzik albümleri o yıl listelerde ilk sıralarda yer alır. TV dizilerinde ise The Cosby Show, Family Ties, Cheers gibi aile komedileri izlenme rekorları kırmaya devam ederler.

1986 yılı da aynı 1985 gibi borsanın rekorlar kırdığı bir yıl olur. Dow Jones Sanayi Endeksi’nin yükseliş açısı iyice dikleşir. 1980 yılında başlayan yükseliş dalgasının en kuvvetli aşaması olan (3) hızlanmaya başlamıştır. 1987 yılı ise sürprizlerle dolu bir yıl olacaktır. Hem borsa, hem de insan etkinliklerinin diğer alanları için.

Beat It (Yen onu) - V (1987)

ts189_10.jpg

1987 yılında Reagan ve Gorbachov Washington’da bir araya gelir ve silahlanma yarışına son verdiklerini açıklarlar. Soğuk Savaş resmen bitmiştir. Rusya’da Gorbachov Glastnost ve Perestroika’yı başlatır. Sovyet Bloku hızla dağılmaya başlar. O yıl Çad’ı işgal etmiş olan Libya ordusu Çad’dan çekilmeye zorlanır. ABD ve Batı’nın karşısındaki blok çözülür. Filistin’de başlayan intifada ise umutsuz bir direniştir.

1987′nin çok okunanlarının zirvesinde ise Tom Clency’nin The Cardinal of the Kremlin (Kremlin’in Kardinal’i) isimli kitabı vardır. İronik bir şekilde Clency bu romanda Sovyetler Birliği ile ABD arasındaki heyecanlı casus savaşını anlatmaktadır. Pop Müzik listelerinde Starship grubunun Nothing’s Going to Stop Us Now (Artık Bizi Kimse Durduramaz) şarkısı, Madonna’nın Open Your Heart (Kalbini Aç)’ı başa güreşmektedir. Sinema salonları, üçüncüsü çevrilen Beverly Hills Cop’u izleyip gülmek, Dirty Dancing (Kirli Dans) ve La Bamba ile eğlenmek isteyenlerle dolar taşar. Amerikan halkı artık The Eight Week Cholesterol Diet (Sekiz Haftalık Kolesterol Diyeti) ve içinde aşk, macera ve gözyaşı bulunan, sonunda herkesin hakettiğini bulduğu The Sands of Time (Zamanın Kumları) okumaktadır. O yıl en çok satanlar listesine bir kitap daha girer; Ford ve Chrysler’da CEO’luk yapmış olan Lee Iacocca’nın çocuk yetiştirmeden, politikaya, ticaretten Wall Street’e her konuda fikirlerini açıkladığı, başarılı olmak için gerekenleri madde madde sıraladığı Talking Straight (Açıkça Konuşmak Gerekirse) isimli kitabı. TV dizilerinde aile komedilerine bir dizi daha katılır: Roseanne. Bu dizide gene mavi yakalı bir ailenin öyküsü anlatılır. Ancak bu kez öykünün odağında anne Roseanne vardır. Zamanlarının neredeyse tamamını mutfakta geçiren bu aile sürekli güler ve Roseanne hiç bir zaman çocuklarına kızmaz, ağzından bir tek kere bile kötü söz çıkmaz.

Artık zafer kazanılmış, düşman yenilmiştir. Amerikan halkı müthiş bir özgüven patlaması yaşamaktadır. Borsa endeksi sert bir atakla 2,700′e yönelir. Yıllarca önce büyük bir boğa piyasasının başlamakta olduğunu söylediğinde kimsenin kulak vermediği Robert Prechter, artık bir mini çöküşün çok yakında olduğu yorumunu yapar. Bu kez de kimse kulak vermez. Dow Jones Sanayi Endeksi, Ağustos sonunda gördüğü 2,746 zirvesinden 1,616′ya kadar sadece iki ay içinde çöker.

Kitlesel Ruh Halinin Resimleri

Depresyonun zirvesi olan 1974′le ilk manik zirve 1987 arasında bir Fibonacci sayısı olan 13 yıl geçmiştir. İkinci manik zirve de 13 yıllık bir çevrimin sonunda, 2000 yılında görülecektir. Her iki çevrim boyunca da kitlesel ruh halinde dramatik değişimler olur. Bu değişimler, popüler kültür trendlerinde, borsalarda, iş dünyasında, politikada, özetle insan etkinliklerinin tüm alanlarında kendisini çok güçlü bir şekilde hissettirir.

Borsa, bu değişimlerin bir sonucu değildir. Borsalar da dahil olmak üzere, insan etkinliklerinin tüm alanlarında değişim yaşanır. Bu değişimlerin her bir unsuru, ayrı bir sosyonomik araştırmanın konusudur. Uzun vadeli bir perspektiften bakıldığında, kitlesel ruh halindeki değişim herhangi bir şüpheye yer bırakmayacak kadar açık. Ancak bu değişimler yaşanırken, içinden geçilen sürecin doğru bir şekilde algılanması, sanıldığı kadar kolay değildi.

(30.Ocak.2005)
 

Tarih ve Sosyonomi Tuncer Şengöz - 15 May 2008 11:08 -

sword.jpg

Asker ya da subay olmak? Eski Osmanlı İmparatorluğu’nun son devrinde, hele Osmanlı Rumelisi’nin ordu ve asker merkezlerinde yaşayan Türk çocuklarının büyük aşkıydı. Subay olmak aşk ve ihtirasının onların hayallerinde uyandırdığı renkli gelecekleri, başka ülkelerdeki aynı yaştaki çocukların askerlik bağlılıklarıyla kıyaslayarak değerlendirebilmek mümkün değildir. Rumeli’nin askerlik merkezlerinde, şehir ve kasabalarında çocuklar, gözlerini sabahları dünyaya, talim boruları, asker mızıkaları, yahut da kapılarının önlerinden geçen süvarilerin nal sesleriyle açarlardı.

Çocukların rüyalarını askerlik süslerdi. Oyunları askerlik oyunlarıydı. Evlerdeki gece toplantılarında, kadınlar, çocuklar arasındaki başlıca konu askerlik hikayeleriydi. Savaş anıları, sonu gelmeyen eşkıya takipleri, baskınlar, Osmanlı Rumelisi’nin ordu merkezlerinde, hatta bütün şehir, kasaba ve köylerinde konuşmaların, tartışmaların başlıca sermayesiydi. Sokakların ziyneti askerdi. Asker mekteplerinin çocukları, yahut harp okulları gençleri, renkli üniformaları, süsleri ve yüksek sınıflardaki kılıçlarıyla bütün diğer çocuklardan, gençlerden ayrılırlardı. Hele kılıçlar ! Acaba ondan kutsal, ondan üstün, hayale ondan çok hitap eden bir şey düşünülebilir miydi? Kılıç, yüce, paha biçilmez bir nesneydi. Gururun, şerefin, tartışma kabul etmez belgesiydi. Kılıç dünyadan ağırdı ve kılıç hayattan üstündü. Osmanlı Rumelisi’nin, hele kılıç taşımaya hak kazanan gençleri için dünya, kılıcın etrafında dönerdi. Yahut da kılıç, dünyanın mihveriydi.” (Tek Adam- Cilt I, Şevket Süreyya Aydemir, S. 55)

19. yüzyıl sona ererken dünyaya egemen olan popüler kültür trendlerinin Türkiye’deki yansıması buydu. Sanayi Devrimi küresel etkilerini göstermeye, tarıma ve yağmaya dayalı ekonomiler çatırdamaya başlamıştı. Geçmiş bir kaç yüzyılda dünyaya hükmeden İmparatorluklar, yükselen dalganın etkisiyle çözülmeye ve çökmeye yüz tutmuştu. Dünya kanlı bir savaşlar ve yıkım dönemine girmek üzereydi. Osmanlı’nın her geçen onyılda daha da küçülen egemenlik alanı içindeki topraklarda yaşayan insanlar, yıllarca sürecek olan bitmek tükenmek bilmez bir savaşlar dönemine doğru sürüklenirken çocukların ve gençlerin rüyalarını askerlik, üniformalar ve kılıçlar süslüyordu. Gururun ve şerefin her şeyin üstünde tutulduğu bir dönemde kılıç, bütün bu değerleri temsil eden en önemli simgeydi.

Osmanlı’nın son dönemine damgasını vuran hemen hemen bütün önemli şahsiyetler de böylesine bir sosyal ortamda yetiştiler. Küçük bir beylikten dünya imparatorluğuna uzanan yolda 600 yılı aşkın bir süre egemenlik süren Osmanlı, siyasi, ekonomik ve askeri olarak çökerken, bu dramatik çöküşün son dönemine damgasını vuracak olan liderler, komutanlar, devlet adamları çocukluklarında hayallerini süsleyen kılıçlarla büyüdüler.

19. yüzyılın son yıllarında, Rumeli garnizonlarında askerlik yaşamlarına ilk adımlarını atan iki komutanın çocuklukları da yukarıda anlatılan değerlerle geçti. Bu komutanların her ikisi de hırslı, büyük idealleri ve güçlü kişilikleri olan insanlardı. Her ikisi de Trablus direnişinde, Edirne’nin kurtuluşunda, dönemin en önemli siyasi gücü olan İttihad ve Terakki kongrelerinde önemli roller üstlenmişlerdi. Tarih ve tarihin yarattığı kişisel talihleri, bu iki komutan için iki farklı yol çizdi. Enver ve Mustafa Kemal’den sözediyoruz.

Enver Bey, İttihad ve Terakki içinde parlayan yıldızı ve karmaşık saray ilişkileriyle kısa zamanda Paşalık rütbesine kadar yükseldi. Dramatik Sarıkamış bozgununda koskoca ordusu bir tek kurşun bile atamadan donarak telef olurken Enver Bey çoktan Paşa olmuştu. Tarihin hemen hemen aynı kesitinde Çanakkale’de “Düvel-i Muazzama”nın yenilmez güçlerini dize getiren orduların başına geçtiğinde Mustafa Kemal ise sadece Albay rütbesindeydi. Aynı sosyal ortamın içinde yetişen bu iki komutandan Enver 1914 yılında sonu gelmez hayalleriyle kaçınılmaz sona doğru sürüklenen Osmanlı’yı savaşa sokmuş, süreç Osmanlı’yı İstanbul’un işgaline kadar sürüklemişti. Mustafa Kemal’se hep asi ve muhalif bir subay olarak başından sonuna kadar bu maceranın hüsranla biteceğini savunmuştu. Enver 1918 sonunda savaştan yenik çıkan Osmanlı topraklarını bir sürgün ve kaçak olarak terkedecek, Enver’in yaşamında Berlin’den Moskova’ya, Afganistan’dan, Türkistan’a doğru uzanan uzun ve hüzünlü bir macera başlayacaktı. Enver’in İstanbul’u terkettiği 1918 yılından hemen hemen bir yıl sonra Mustafa Kemal de İstanbul’u terkedecekti. Ancak Mustafa Kemal’in yolu Enver’den farklı olarak Berlin’e değil, Anadolu’ya doğruydu. O yol Mustafa Kemal’i tarihin yepyeni bir sayfasının en önemli kahramanı olmaya götüren yoldu. Enver macera ve hayallerle dolu yaşamını elinde kılıçla mitralyöz ateşi karşısında sona erdirirken, Mustafa Kemal üniformasını çıkartıp kılıcını terkedecek, 20. yüzyılın en büyük liderlerinden biri olarak tarihe geçecekti.

Enver’le Mustafa Kemal, çöken Osmanlı’nın son dönemlerine damgasını vuran iki önemli kişilikti. Biri, tarihin içinden geçilen dönemini okumasını becerememiş, hem kendi yaşamını, hem de yüzbinlerce insanı bir maceranın peşinde telef etmişti. Diğeri ise asi bir subay olarak sürgünde ilk görevine, Suriye’ye gittiği andan itibaren yaşadığı dönemin değil, geleceğin adamı olmayı kafasını koymuş büyük bir liderdi. Mustafa Kemal’in önderliğinde son ve nihai savaştan zaferle çıktığında Türkiye, insan kaynaklarını önemli ölçüde kaybetmiş, bir ucundan diğerine harap ve yıkık bir ülkeydi. 10. yıl marşında övünülerek söylenen 10 yılda 15 milyon genç yarattık sözleri bile tek başına önceki dönemin yıkımının boyutlarını göstermeye yeterdi.

19. yüzyılda yetişen çocukların hayallerini süsleyen kılıç, Enver’in elinde dramatik bir sonun, Mustafa Kemal’in elinde ise bir ulusun bağımsızlık ve özgürlük mücadelesinin tanığı olmuştu.

Yıkım yıllarından bir yüzyıl sonra artık çocukların hayallerini kılıç süslemiyor. Büyük atılımlar ve değişimler yaşanan 20. yüzyıl, 21. yüzyılın çocuklarının hayallerine başka nesneler sundu: Cep telefonları, bilgisayarlar, futbol topu ve nutuk söylemek için değil ama şarkılar söylemek için mikrofon. Kızgın çeliğe su verilerek yapılan kılıç ve onun temsil ettiği gurur ve şeref gibi değerler artık çok gerilerde kaldı. Bütün bir 20. yüzyıl boyunca başka bir dalga kabardı, yükseldi ve yükselen bu dalga, başka nesnelerde ifadesini bulan değerler yarattı. Bu değerlerin peşinde yeni bir nesil artık başka hayallerle büyüyor. Yeni zamanlarda hayalleri, pop star olmak, ya da şahane bir vuruşla yüzbinlerin önünde güzel bir gol atıp, transfer piyasasının yıldızı olmak süslüyor. Kendilerini “Sarı Şeker”le mercan adalarının köpüklü denizinde hayal ediyor artık gençler, lüks arabalar, son model cep telefonları, havai fişeklerle süslü eğlence mekanları. Bunlara giden yol ise futbol topu, ağıtların yüzyılımızdaki sulandırılmış versiyonu arabesk ve oyun havalarının darbuka ve keman katkılı yeni versiyonu pop-fanteziden geçiyor.

Kılıçlar, mızıkalar ve talim borularını yerle bir eden bir büyük dalga yaklaşık bir yüzyıldır yükseldi ve yeni bir savaşlar dönemine girilirken zirve yaptı. Hemen sınır ötesinde, Irak’ta, Filistin’de savaşın yıkımının büyük acılarıyla yükselen insan çığlıkları, darbuka ve keman sesleri arasında duyulmuyor bile. Kılıcı yokeden dalganın yön değiştirdiğini görmek içinse darbuka sesine değil, insan sesine kulak vermek gerekiyor.

(4 Temmuz 2004)

Dax Tuncer Şengöz - 14 May 2008 23:39 -

dax140508.jpg

Dax’da genişleyen yassı düzeltme kalıbını tamamlayacak olan C dalgasında itkisel görüntü iyice belirginleşti. C dalgası bir süredir son atak için 7,000 puan etrafında konsolide oluyordu. Bu konsolidasyonda [iv] no’lu dalga da tamamlanmış görünüyor. Son atak çok zayıf bir tempoda ilerliyor ve bir ihtimal bir kaç gün daha ilerleyebilir. Endeks artık hedef bölgemizin içinde ve MACD göstergesinde negayif uyumsuzluklar oluşuyor. Önümüzdeki seanslarda Dax %50 geri alım seviyesinin geçtiği 7,250 bölgesine doğru hareketlenebilir. Muhtemel böyle bir hareketlenme, kalıbı tamamlayacak olan son atak olarak izlenmeli.

DJI Tuncer Şengöz - 14 May 2008 23:30 -

dji_140508.jpg

ABD borsalarında alıcılı başlangıcın ardından gelen satışlara rağmen gün, yükselişlerle tamamlandı. DJI %0.51, DJT %1.11, DJU %0.72, S&P500 %0.40 ve Nasdaq %0.06 yükseldi.

DJI’da geçen hafta, 13,130′dan başlayan düşüşte 5 günlük bir düşüş yaşanmıştı. Bu hafta bu düşüşe üç gün süren bir tepki geldi ve muhtemelen bu tepki, bugün seansta görülen 12,987′de tamamlandı. Saatlik grafikte ilerleyen diyagonal olarak tamamlanmış görünen bir itkisel düşüş ve %62 geri alış yapan zigzag bir düzeltme görülüyor. Bu döngüyle DJI endeksinde daha sert ve derin bir düşüşün de sahne gerisi oluştu. Bugün seansın sonunda gelen ve son dört saatlik çubuğu yutan düşüş dalgası, yarın derinleşirse, hızlı düşüş dalgası teyit edilecek. 12,987′den düşüşte oluşan itkisel kalıp, şimdi bir derece daha büyük bir kalıba dönüşüyor.

Perşembe seansında DJI [b] dalgasının dibi olan 12,780′yi kırarsa, kuvvetli bir düşüş dalgası bekleyeceğiz. Günlük, haftalık ve aylık grafiklerde sıkışan Bollinger bantları, kuvvetli hareketlerin yaklaştığının sinyalini veriyordu. Kuvvetli hareketin yönü, saatlik grafikte oluşan kalıba göre aşağıya doğru beklenmeli.

U-30 Tuncer Şengöz - 14 May 2008 18:38 -

u30_140508.jpg

İMKB’de işlem hacmi önceki günlere göre hafif bir artışla 1,265K oldu. U-30 %1.89, U-50 %1.82, U-100 %1.65 yükseldi. U-50′ye dahil hisse senetlerinden 9′u değer yitirdi, 2’sinin değeri değişmedi, 39′u değer kazandı.

U-30′un bugünkü yükselişi, MACD göstergesindeki pozitif uyumsuzluğu belirginleştirdi. 52,200′ün geçilmesi de muhtemel bir ikili dip formasyonunun sinyalini verdi. Endeksin önündeki 52,850 direnci önem kazandı. Eğer bu direnç kırılabilirse, orta vadeli düzeltmeyi tamamlayacak olan ikinci zigzag rallinin başladığını varsayacağız. Direnç geçilemezse, bugün başlayan tepkinin küçük dereceli bir düzeltme olarak kalma ihtimali doğacak.

20 ve 50 saatlik ortalamalar yukarıya dönmeye başladı. Bunu olumlu bir sinyal kabul ediyorum. Sinyalin teyit edilmesi için bugün başlayan yükseliş dalgasının kuvvetlenmesi gerekiyor.

Perşembe seansında Türk Telekom hisse senetleri işlem görmeye başlayacak. Toplam işlem hacminin bugüne göre ciddi bir artış göstermesi oldukça muhtemeldir.

U-30 Tuncer Şengöz - 13 May 2008 21:33 -

u30_130508.jpg

İMKB’de zayıf seyir bugün de devam etti. 1,091K işlem hacmiyle, U-30 %0.38, U-50 %0.45 ve U-100 %0.46 yükseldi. İMKB’nin bugünkü performansına en büyük katkı, %0.95 yükselen Sanayi Endeksi’nden geldi. Mali Endeks günü %0.20 düşüşle tamamladı. U-50′ye dahil hisse senetlerinden 14′ü değer yitirdi, 18′inin değeri değişmedi. Değer kazanan hisse senedi sayısı 18 oldu.

U-30 50,900 seviyesini taban yapmaya çalışıyor. Yaklaşık üç gündür bu seviyede tutunma çabası bir zayıflık belirtisi. Yaklaşık 500 puan aşağıda, Nisan yükselişinin %62 geri alım seviyesi var. Bu seviyenin aşağıya geçilmesi, Mart dibinin yeniden test edileceğini gösterecek. Saatlik MACD göstergesinde oluşmaya başlayan pozitif uyumsuzluk, Çarşamba seansında yukarı doğru bir atak olursa belirginleşecek. Çarşamba seansı da satıcılı geçerse, bu uyumsuzluk ortadan kalkabilir. Muhtemel yükseliş çabalarında 51,800 ve 52,300 en yakın dirençler. En kuvvetli direnç ise, daha önce destek olarak çalışan 52,850 seviyesi.

Ekim 2007-Mart 2008 düşüş dalgasının düzeltmesinin tamamlandığına dair bir sinyal henüz mevcut değil. Bu nedenle ikinci bir düzeltme rallisi ile 56,000′e doğru atak olasılığı ortadan kalkmadı. Perşembe günü işlem görmeye başlayacak olan Türk Telekom hisse senetleri işlem hacminde bir canlanma getirecek. Diğer taraftan bu hisse senedi, Mayıs ayının sonuna kadar rtoplam işlem hacminin önemli bir kısmını emebilir. Telekom’un işleme başlaması öncesindeki son seans olan 14 Mayıs Çarşamba seansı da zayıf bir hacim ve performansla geçmeye aday görünüyor.

Teknik Analiz Tuncer Şengöz - 12 May 2008 16:08 -

resonance.gif 

Hareket etmekte olan bir sistem, belirli bir içdüzen içinde ve dışsal kuvvetlerin etkisi altındadır. Sisteme etki eden kuvvetlerin bileşkesi net bir vektörel büyüklükte ise, sistem zaman içinde mesafe katederek ilerler. Sözkonusu olan finansal sistemler ise, zaman içinde düzenli olarak mesafe katedilmesi durumuna trend denir. Bir trend içinde hareket eden piyasa, belirli bir dönem içinde bir fiyat seviyesinden başka bir fiyat seviyesine kadar düzenli trendler izleyerek ve dalgalar halinde ilerler. Dalganın yönü yukarı doğru ise, finansal sisteme etki eden kuvvet “olumlu ruh hali”, aşağıya doğru ise “olumsuz ruh hali”dir. Bu anlamda fiyat grafikleri, düzenli dalgalar halinde değişen ve bir aşırılıktan başka bir aşırılığa doğru giden kitlesel ruh halinin grafik biçimine dönüştürülmüş resmidir.

Ancak doğadaki tüm sistemlerde olduğu gibi, finansal sistemlerde de trendlere etki eden kuvvet tek değildir. Kitlesel ruh halini belirleyen her bir element, karşıtını da içerir. Bu karşıtlıklar da ana trend doğrultusu içinde fiyatların düzenli (ve ölçülebilir) salınımlarla hareket etmesine neden olur. Belirli bir yönde ilerlemekte olan fiyat, bir dönem boyunca duraklar, ilerlemenin gerçekleştiği yönü belirleyen baskın ruh hali bu dönem boyunca değişir ve uzun vadeli yön doğrultusunda hareket edenlerle, kısa vadeli yön doğrultusunda hareket edenler fiyatların dengelenmesine neden olurlar. Bu dönemler boyunca fiyat, ilerlemekte olduğu ana doğrultudan sapma gösterir ve duraksar.

Yankılaşım ve dinamik denge sözcükleri, fiziksel ve kimyasal süreçleri tarif etmek için kullanılırlar. Her sistemin kendi içinde belirli bir salınım boyu vardır. Bu salınımın frekansı, sisteme etki eden dışsal bir kuvvetin frekansına eşit olduğunda yankılaşım (rezonans) denen durum ortaya çıkar ve yankılaşım içindeki bir sistemin salınım boyu teorik olarak sonsuza gider. Örnek vermek gerekirse, bir köprü, kendi içinde belirli bir frekansta salınmaktadır. Köprüye etki eden dışsal bir kuvvetin (örneğin rüzgarın) frekansı köprünün frekansına eşit olduğunda köprünün salınım boyu büyüyecek ve diğer durumda santimetrelerle ölçülebilecek olan bu salınım metrelere ulaşacaktır. (Yukarıda tarif edilen durum, 1940 yılında Washington’da Tacoma Narrows köprüsünde yaşanan olayın ta kendisidir.) Dinamik denge ise, daha çok kimyasal süreçlerde kullanılan bir terim. Kimyasal reaksiyonlar her iki yönde de hareket edebilirler ve bu davranışın sonucunda oluşan süreçlere denge denir. Reaksiyon boyunca her iki yönde de hareketin sözkonusu olması, sistemin dinamik olduğu anlamına gelir. Denge durumu ise, ileri ve geri hareketin birbirine eşitlendiği andır. Fiyat hareketi de, kendisini yaratan insan kitlelerinin bazen olumlu, bazen de olumsuz ruh hali içindeki davranışları ile dinamiktir ve belirli salınım boyları oluşturarak ilerler.

Elliott Dalga Prensipleri, fiyat hareketini iki ana sınıflandırmaya tabi tutar : İtkiler ve düzeltmeler. İtkiler kitlesel ruh halinin net bir doğrultuda baskın olduğu fiyat hareketleridir ve tanımları gereği, mesafe katederek ilerlerler. Düzeltmeler ise hareketin baskın yönünün aksine hareket eden ve fiyatı (incelenen zaman çerçevesinde) dinamik bir dengede tutan fiyat hareketleridir. Kitlesel ruh halindeki değişim düzeltme dönemlerinde, bir finansal sistemi ya dinamik bir dengede tutma, ya da yankılaşıma götürme eğilimindedir. Başka bir deyişle, Bir denge kurulana kadar sistemin volatilitesi ya artma, ya da azalma eğilimindedir. (Bazen bu iki durum birbirini takip eder, yani volatilite önce azalır, sonra artar, denge durumuna ulaşılırken yeniden azalmaya başlar)

Bu kavramlardan hareketle incelenen bir fiyat hareketinde tespit edilmesi gereken, öncelikle fiyat değişimini yaratan kitlesel ruh halinin baskın bir yön yaratıp yaratmadığı olmalıdır. Kitlesel ruh hali, olumlu ya da olumsuz yönde baskın ise, fiyatın trend oluşturarak ilerlemesi beklenir. Bu durum grafiklere, kendi içindeki küçük salımlarla beraber düzenli bir şekilde ilerleyen bir trend olarak yansıyacaktır. Finansal piyasalarda oluşturulacak pozisyon da, fiyata aksi yönde etki eden kitlesel ruh hali en azından bir denge yaratana ve trend sapma gösterene kadar, ilerlemekte olan trendin doğrultusunda olmalıdır. Yön değiştirmekte olan bir fiyat hareketinin öncelikle muhakkak dengelenmesi gerekir. Denge küçülen dalga boyları ile gerçekleşebileceği gibi, önce büyüyen, daha sonra da küçülen dalga boyları ile de sağlanabilir. Dalgalanma bantı ne olursa olsun, doğru finansal pozisyonun oluşturulabilmesi için öncelikle dengelenme beklenmeli ve bu dengenin kritik seviyelerinin hangi bölgeler olduğu tespit edilmelidir. Bu denge seviyelerinin aksi yönde aşılması, trendin baskın yöndeki hareketinin değiştiğinin sinyali olacağından yeni pozisyon, ancak bu durumda oluşturulmalıdır. Fiyat hareketinin yankılaşıma girdiği dönemlerde her iki yönde de büyük dalgalar halinde salınımlar gerçekleşeceğinden, sistem denge seviyesini bulana kadar sert bir şekilde dalgalanacaktır. Finansal piyasalarda en büyük kayıplar bu dönemlerde oluşur. Dengeye ulaşmamış bir sistemin trend değiştirdiği varsayılarak açılan pozisyonlar sık ve gereksiz işlemi (overtrading) gerektireceğinden zarar kesmek amacıyla kapatılan pozisyonlar, kesilmesi istenen zararı daha da büyütecektir.

Düzeltme, kendisinden önce ilerleyen dalganın sadece belirli bir yüzdesini geri alır ve trend düzeltmenin ardından yeniden devam eder. Bu nedenle ana trendin aksi yönünde ilerleyen dalga ne kadar derinleşti ve kendisinden önceki dalgalardan ne kadar büyüğünü belirli bir yüzdeyle geri aldı ise, düzeltmenin de o kadar büyük dereceli olduğu ve bu düzeltmeyi en az ilerlediği derecede büyük bir trendin daha takip edeceği varsayılır.

(22.9.2002, borsanaliz.com Not Defteri Arşivi)

Tirone seviyeleri, belirli bir dönem boyunca oluşan en yüksek ve en düşük seviyelerin farkının alınması ve bu farkın ikiye bölünmesi ile hesaplanır. Üst çizgi farkın 1/3′ü, alt çizgi 2/3′üdür. Bu şekilde oluşturulan üç çizginin, piyasa hareketinin destek ve dirençleri olarak çalışması beklenir.

İMKB Ulusal 100 endeksinin tarihsel hareketine Tirone seviyelerini uygularsak, 2008 yılı Mayıs ayı itibarıyla hangi dinamiklerin oluştuğunu da analiz edebiliriz:

Ulusal 100′ün tarihsel hareketi içinde oluşan önemli dip ve 2007 Ekim zirvesini tepe olarak aldığımızda, analizimizi 5 farklı vade için oluşan dinamikler üzerinden yapacağız:

1. Kısa vade : 2006-2008

2. Orta vade : 2005 -2008

3. Orta-uzun vade : 2004 -2008

4. Uzun vade : 2003 -2008

5. En uzun vade : 1986 -2008

u-100_t1.jpg

Kısa vadede 2006 ile 2007 Ekim arasında oluşan trend, 2008 yılında trend çizgisinin kırılması ile sona ermişti. Kırılmayı takip eden düşüş dalgasında 1/3 Tirone seviyesi hızla aşağı geçildi, 1/2 Tirone seviyesi etrafında bir konsolidasyonun ardından, 2/3 Tirone seviyesine kadar bir düşüş oldu. Bu düşüşte, son destekten aşağıya doğru 2,000 puanlık bir savrulma gerçekleşti. 2008 - Nisan-Mayıs aylarında U-100, satıcılı bölgede konsolide oluyor.

u-100_t2.jpg

Orta vadede 2005 - 2007 Ekim dönemindeki trend çizgisi, 2008 başındaki kırılma ile sona erdi. Düşüş dalgasında, 1/2 Tirone seviyesinin altına 1,500 puanlık bir savrulmanın ardından U-100, alıcılı bölgede konsolide oldu.

u-100_t3.jpg

Orta-uzun vadede 2004- 2007 Ekim dönemindeki trend, 2008 başındaki kırılma ile sona erdi. Düşüş dalgasında U-100 1/3 Tirone seviyesini kırdıktan sonra, 1/2 Tirone seviyesinin üzerinde destek buldu ve alıcılı bölgede konsolide olmaya başladı.

u-100_t4.jpg

Uzun vadede 2003 - 2007 Ekim dönemindeki trend, 2008 başında kırıldıktan sonra, U-100 3,500 puanlık bir savrulmanın ardından 1/3 Tirone seviyesinin üzerinde konsolide olmaya başladı.

u-100_t5.jpg

En uzun vadede henüz trend kırılması olmadı ve U-100 1/3 Tirone seviyesinde destek bulduktan sonra konsolide oluyor.

Yukarıdaki analizler, U-100′ün kısa ve orta vadede satıcılı, orta-uzun, uzun ve en uzun vadede alıcılı bölgede olduğunu gösteriyor. 2007 Ekim ayından beri ilerleyen düşüş dalgası, henüz uzun vadelerde bir ayı piyasasına dönüşmemiş durumda. 40,000 orta vade, 37,000 orta-uzun vade, 33,000 uzun vade ve 29,000 en uzun vade için destek bölgeleri.

29,000-30,000 bölgesi orta-uzun vadeden uzun vadeye kadar en önemli destek ve bu bölgenin altında 25,000′e kadar düşüş, uzun vadeli bir düzeltmenin sınırları içinde. 20,000-25,000 bölgesi, en uzun vadeli bir düzeltmenin kritik desteği ve 20,000′in altı panik ve çöküş bölgesi.

Endeksin Mayıs ayına kadar 38,500′e kadar geri çekilmesi, kısa ve orta vadeli dinamiğin satış yönünde harekete geçtiğini, ancak orta-uzun ve uzun vadeli dinamiğin hala alıcılı olduğunu gösteriyor. 38,500-40,000 bölgesinin yeni bir satış dalgası ile kırılması, 29,000 - 33,000 bölgesinin test edileceğini gösterecek. Bu bölge en uzun ve uzun vadeli dinamiğin harekete geçeceği bir bölge olacak. 29,000-33,000 bölgesinin kırılması, sistemin uzun vadelerde rezonansa geçtiğinin sinyalini verecektir. Bu durumda 25,000 ve 20,000 seviyelerine kadar savrulmalar olabilir. 20,000-25,000 bölgesinin altı, ağır bir depresyonun ve satışların paniğe dönüşünün sinyallerini verir. Eğer böyle bir depresyon yaşanırsa, U-100′ün yeniden toparlanması çok uzun yıllar alacak ve ağır bir ayı piyasası yaşanacaktır.

Yukarıda sayılan bölgelerin içinde oluşacak dalgalanmalar, farklı vadelerde harekete geçen dinamiklerin çatışması olacak, bir vadede savrulma, diğer vadedeki dinamiği harekete geçirecektir. Bu savrulmaların her biri, sistemi ilgili vadede rezonansa sokacağından, dalga boylarını büyütecek, oynaklığı arttıracaktır. Hangi derecede bir rezonans yaşandığı ise, ancak düşüş dalgası nihai hedefine ulaştığında anlaşılabilecek. Düşüş dalgası nihai dibine ulaşmadan yaşanacak tüm konsolidasyonlar geçici olacağından bir üst dalgadaki dinamiği tetikleyecek, bu dinamik de yeni derinliklere doğru baskı yaratacak.

 2008 Mayıs’ındaki görüntü, sadece kısa ve orta vadelerde satış baskısı oluştuğunu, bu baskının henüz orta-uzun vadedeki satış dinamiğini harekete geçirmediğini gösteriyor. 2008 başındaki kırılmanın kısa vadeden uzun vadeye pek çok derecede gerçekleşmiş olması, nihai dibin en az en uzun vadedeki destek civarında olacağının sinyali kabul edilmeli. Düşüş dalgası 29,000-30,000 bölgesini aşağıya geçerse, 25,000 ve 20,000 bölgesi U-100′ün uzun vadelerde toparlanabilmesi bakımından önemli olacak. Bu bölgenin kırılmaması, İMKB’nin tarihsel dinamiğinin devam edebilmesi bakımından yaşamsal bir önem taşıyor.

Duyuru Tuncer Şengöz - 12 May 2008 1:13 -

logo.jpg

Not Defteri : Bono/Tahvil Faizleri, EuroUSD, USDTL, USDJPY

Haftanın Analizi : ECILC, KCHOL, SAHOL

Ve daha fazlası.

Abone olmak için tıklayınız.

Borsanaliz.com’un ücretsiz sayfalarını ziyaret ettiniz mi?

Ekonomi Sayfaları : BBC, CNNTürk, Hürriyet, Milliyet, NTVMSNBC, Radikal, Sabah, Takvim, TGRT, Vatan, Yeni Şafak, Zaman’da yayınlanan günlük ekonomi haberleri.

Enflasyon Verileri : 1997 yılından beri aylık ve yıllık enflasyon verileri.

Teknik Analiz Okulu:

Altın Kurallar

Göstergeler: Aroon , CCI , MACD , Momentum , RSI , Stochastic , Ultimate , Hareketli Ortalamalar .

Çizgi Çalışmaları : Trend Çizgileri , Hız Çizgileri , Regresyon Kanalları , Gann Çalışmaları , Fibonacci Çalışmaları , Destek-Direnç

Formasyonlar : Omuz-Baş-Omuz , Simetrik Üçgen , Alçalan Üçgen , Yükselen Üçgen , İkili Dip , İkili Tepe , Yükselen Takoz, Alçalan Takoz .

Çeşitli dillerde oluşturulmuş 100′lerce site tarafından referans olarak gösterilen İngilizce Sayfalarımız.

Top 100 financial sites.

Elliott Dalga Prensibi ile ilgili İngilizce kitapları %25 indirimli satın alabileceğiniz Kitap Market .

_______________________________________________________________________

11 Mayıs 2008 gününü anneler günü olarak kutladık. Bizleri dünyaya getiren o mübarek insanların ellerini öptük, en güzel sevgi sözcüklerimizle gönüllerini aldık. 

11 Mayıs 2008 tarihli anneler gününde Gaziantep, Tarsus, Şanlıurfa, Akçaabat, Antalya ve Afyon’da 6 annenin yüreği, şehit düşen yavrularının acısıyla yanıyordu. Yurt savunması için şehit verdikleri evlatlarını toprağa veren bu anneleri ve gencecik yaşta kırılan fidanları unutmayalım, unutturmayalım.

 sehit.jpg

DJI Tuncer Şengöz - 08 May 2008 23:25 -

dji_080508.jpg

Dünkü sert düşüşlerin ardından, bugün ABD piyasaları zayıf bir tepki verdi. DJI %0.40, DJT %0.34, DJU %0.43, S&P500 %0.36, Nasdaq %0.52 yükseldi.

DJI endeksi’nde 13,132 tepesinden ilk düşüş dalgası bir ilerleyen diyagonaldi. %62 geri alım yapan düzeltmenin ardından ikinci düşüş dalgası 12,800′deki önceki dipte destek buldu. Eğer bir basit zigzag ilerliyorsa, bu zigzag düzeltmenin tamamlanmış olması gerekir. Ancak endeksin 12,940 civarındaki kuvvetli direncine yaklaşamaması, ikinci alternatifin geçerli olabileceğini düşündürüyor. Bu alternatife göre, itkisel bir düşüş dalgası başladı ve dalganın en şiddetli aşaması olan [iii] içinde bir bölünme bugün tamamlandı. Eğer bu alternatif sözkonusu ise, haftanın son günü, ya da en geç haftaya Pazartesi günü endeksin 12,800 desteğini kırması ve 12,660′daki hedefe doğru kuvvetli bir düşüş başlatması beklenir.

Saatlik RSI göstergesi bugün 50 seviyesine doğru zayıf bir tepki verdi. 20 saatlik ortalama ise 50 saatlik ortalamadan sonra 100 saatlik ortalamayı da aşağıya kesti. Kuvvetli düşüşün sinyali, yönünü aşağıya çevirmiş olan 50 saatlik ortalamanın 100 saatlik ortalamayı aşağı kesmesi ve endeksin 12,800 desteğini kırması olacak.

Sonraki Sayfa »